HOBİ BAHÇELERİ MESELESİ: TOPLUMDAKİ ÇÜRÜMEYİ TEŞVİK
GİRİŞ: Türkiye’de
son dönemde gündemde olan hobi bahçeleri tartışması, bir imar meselesi olmanın ötesinde
kamunun faydasına düzenlenen kanunların uygulanması ve toplumsal adalet
duygusuyla doğrudan ilgilidir.
Mevcut mevzuata göre tarım
arazilerinin bölünmesi ve bu arazilere izinsiz yapı yapılması açıkça yasaktır. Kanunlarımızda
tarım alanlarını bölenlere, tarım alanlarına bina yapanlara yıkım, para cezası
ve hapis cezası öngörülmektedir. Bu yasakların amacı, tarım arazilerinin
korunması, verimli kullanımın sağlanması, çevre kirliğinin önüne geçilmesi ve
plansız yapılaşmanın önüne geçilmesidir. Çünkü tarım arazileri, bireysel
tasarruf alanı olmanın ötesinde, ülkenin gıda ve çevre güvenliği açısından
stratejik öneme sahiptir.
Buna rağmen uzun süredir tarım
arazilerinin küçük parçalara bölündüğü ve bu alanlara ruhsatsız yapılar inşa
edildiği bilinmektedir. Üstelik bu durum, büyük ölçüde aleni şekilde ve çoğu
zaman bilerek gerçekleştirilmiştir. Bu noktada tartışma, bu yapıların
varlığından ziyade, bu hukuka aykırılıkların nasıl değerlendirileceği üzerinde
yoğunlaşmaktadır.
TARIM ARAZİLERİN BÖLÜNMESİNİN
ZARARLARI: Tarım arazilerinin kontrolsüz biçimde bölünmesi ve
yapılaşmaya açılması, uzun vadede ciddi sonuçlar doğuracaktır. Küçük ve parçalı
arazilerde verimli tarım yapmak zorlaşır, üretim azalır ve maliyetler artar. Bu
durum, gıda fiyatlarına doğrudan yansır ve ülkenin tarımsal üretimde dışa
bağımlılığını artırabilir. Ayrıca plansız yapılaşma, doğal dengenin
bozulmasına, yer altı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımına ve atık
yönetimsizliğiyle çevre kirliliğine yol açar.
TOPLUMU YOZLAŞTIRAN AF KÜLTÜRÜ: Bu
tartışmanın bir diğer önemli boyutu da Türkiye’de maalesef uzun süredir var
olan “af kültürü”dür. İmar afları, vergi afları ve benzeri düzenlemeler, kısa
vadede bazı sorunları çözse de uzun vadede hukuka olan güveni zedeleyen
sonuçlar doğurmuştur. Bu tür uygulamalar, kurallara uymanın gereksiz olduğu,
ihlal etmenin ise bir şekilde tolere edileceği yönünde bir algı oluşturur.
Bugünkü hobi bahçesi felaketinin bu kadar büyümesinin temelinde de daha önceki
afların vatandaşları kanunsuzluğa teşvik etmesi vardır.
EN BÜYÜK RANT: Kimi
hobi bahçesi sahipleri, küçük birer konteyner koyduklarını iddia ederek durumu
meşrulaştırma çalışmasına katılmaktadır. Oysa hobi bahçelerinin çoğunun villa
ve tiny house olarak inşa edildiği bilinmektedir. Bu durumda kanunu en fazla
çiğneyenlerin en fazla ranta sahip olacağı da bilinmelidir.
KANUNLARA UYANLAR: Bu
durumdan en fazla etkilenen kesim ise kurallara uyan vatandaşlardır. Tarım
arazisini bölmeyen, izinsiz yapı yapmayan ve hukuka uygun davranan kişiler, bu
tür afların gündeme gelmesiyle birlikte kendilerini haksızlığa uğramış
hissetmektedir. Bu da toplumsal adalet duygusunu zedeler ve devlet ile vatandaş
arasındaki güven ilişkisini olumsuz etkiler.
TOPLUMSAL MESAJ – KANUNLARA
UYMAYIN: Eğer bu tür yapıların affedilmesi ya da dolaylı biçimde
meşrulaştırılması söz konusu olursa, bu yalnızca teknik bir düzenleme olarak
görülemez. Böyle bir yaklaşım, topluma verilen bir mesaj niteliği taşır. Bu
mesaj da, kanunlara uymayanların zamanla ödüllendirildiği, buna karşılık
kurallara riayet edenlerin dezavantajlı duruma düştüğü yönünde algılanır.
SİYASETİN SORUMLULUĞU: Siyaset
kurumunun bu tür konularda kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli etkileri
gözetmesi gerekir. Maalesef bazı milletvekillerinin ve siyasetçilerin bu
felaketin başlatıcısı ve rant sahibi konumunda olduğu bilinmektedir. Gerek hobi
bahçesi sahiplerinin oyları için, gerekse kendileri bu rant sisteminin bir
parçası oldukları için konuyu ülkenin aleyhine olacak şekilde dile getirmektedirler. Popülist
yaklaşımlarla getirilen af düzenlemeleri, geçici bir rahatlama sağlasa da
benzer ihlallerin tekrar etmesine ve büyümesine zemin hazırlar. “Nasıl olsa af çıkar”
düşüncesi yerleştiğinde, hukukun caydırıcılığı ciddi biçimde azalır. Dürüst
vatandaşların da sadece kalbini kırmakla kalmaz, onları da aynı hukuksuzluğa
sevk eder. Ayrıca popülizmin bu ülkenin en büyük felaketi olduğu, bilinçli
vatandaşlarımız tarafından artık kabul edilmektedir.
Türkiye’nin bu konuda yeni bir
yasadan çok, mevcut yasaların kararlılıkla uygulanmasına ihtiyacı vardır. Çünkü
yasalarımız, tarım alanlarını koruma ve imar konusunda yeterince caydırıcıdır.
Caydırıcılığın önündeki tek engel, çıkarılan aflar ve kanunsuzluğu
ödüllendirmektir. Hukukun üstünlüğü ilkesinin korunması, yalnızca yeni
düzenlemeler yapmakla değil, mevcut kuralların istisnasız uygulanmasıyla
mümkündür.
SONUÇ - NE YAPMALI?: Peki
afların getirdiği toplumsal yozlaşma ile toplumsal bir sorun haline gelen hobi
bahçeleri konusunda devlet ne yapmalı? TCK Madde 184, İmar Kanunu Madde
32 ve 42, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Madde 13 ve 21’de bu konuda
yapılması gerekenler net şekilde açıklanmıştır. Özetle bu kanunların öngördüğü yaptırımlar
yıkım, para cezası ve hapis cezasıdır. Bu toplumsal meseleye çözüm olarak bu
kereye mahsus geçici bir madde ile, hobi bahçesi sahiplerine 3 aylık süre
verilmeli, bu süre zarfında kaçak binalarını yıkanlar para ve hapis
cezalarından muaf olmalıdır. Bu süre zarfında yıkmayanlar ve bundan sonra aynı
suçu işleyenlere tüm yaptırımların uygulanacağı belirtilmelidir.
NETİCESİNDE: Böylece,
devletimizin tarım stratejisi ve geleceğimiz için kararlı olduğu vurgulanır,
kanunlara uyan dürüst vatandaşlarda güven tazelenir, bundan sonraki meselelerde
af beklentisi azalır ve kanunsuzluğa teşvik giderilir. Aksi halde kanunsuz hobi
bahçelerine yönelik bir avantajlı durumda bu meselenin daha da büyüyerek
ülkemizi mahvedeceği bilinmelidir. Gerçekten de bu meseleye büyük resimden
bakıldığında, vatana ihanet derecesinde önemli bir mevzudur. Hobi bahçesi
sahiplerine, kendi 300 metrekarelik bahçe/konutlarının genel çerçevede nelere
yol açabileceğini anlatarak, bu ülkenin bir fertleri olarak onların da
çocukları için, geleceğimiz için en iyi yolun bu olduğu anlatılmalıdır.
Davut DOĞRU –
13/04/2026
Yorumlar
Yorum Gönder